Bir Bloğu İyi Yapan Nedir?
// Mayıs 25th, 2009 //
Alexa değeri? PageRank’i? Google aramalarından gelen akıllara zarar ziyaretçi sayınının çokluğu mu? Blog ödülü alması mı? Kaç tane RSS okuyucusu olduğu mu? E-posta listesinin bilmem kaç bin kişi olduğu mu? Teması mı? Logo su mu?Sponsor bulabilmesi mi?
Hiçbirisi. İyi bir blog benzer düşünceli insanları belirli bir amaç doğrultusunda bir araya getirebilen ve bir komünite oluşturabilen blogdur. Yani yazdığı konuda insanlara liderlik yapma becerisi olan blogcular iyi blogculardır.
Bir blog açmadan önce bunu düşünün. Diğer detaylara çok takılmayın. Onların hepsi zamanla düzelir. Ama bir grup insana belirli bir konuda liderlik edebilme becerisinden yoksunsanız asla iyi bir blogcu olamazsınız. En çok güzel sanal günlük tutan biri olursunuz. Mert tavsiyesi, demedi demeyin…









bazı noktalara parmak basmak istiyorum;
blog tutmak için herşeyden önce yazı yazmasını sevmek lazım. üşenmeden sıkılmadan zevk alarak yazmak lazım ama hayatın koşuşturmacası bize bu fırsatı pek vermiyor. ama bi yerlerden başlanabilir tabiki. siz de bunu yapmışsınız.
türkçe blog yazmanın bir hevesten öteye gideceğini sanmıyorum. hee çok ilginç bir fikirle piyasaya çıkarsanız bu olabilir. bu noktada ingilizce blog tutmak hertürlü mantıklı geliyor bana. nedeni şu; iniglizce ya da türkçe fark etmez; para kazanmak için insanlara değer katmanız gerekli. ingilizce yazınca da karşılığını almanız daha kolay.
örneğin bildirgec.org ve o network'deki sitelerin kazancına bakınca. ingilizce yazmak çok ama çok daha mantıklı geliyor bana. bildirgeç takımı yaklaşık aynı formattaki bir siteyi ingilizce olarak sunsa, sitenin hem maddi hem de manevi değeri inanın daha fazla olurdu.
örneğin bildirgec.org ve o network'deki sitelerin kazancına bakınca. ingilizce yazmak çok ama çok daha mantıklı geliyor bana. bildirgeç takımı yaklaşık aynı formattaki bir siteyi ingilizce olarak sunsa, sitenin hem maddi hem de manevi değeri inanın daha fazla olurdu.
google'ın reklam "click" lerine az para verdiği doğru (türkçe içerik için). peki Türkiye internet reklamcılığında ne noktada. pastanın kaçta kaçını bu alan oluşturuyor. ABD ile kıyaslama bile götürmez. kendi reklam verenlerinin bu kadar değer verdiği bir piyasaya google fazlasını bile vermiş.
İngilizce yazmak daha avantajli elbette Ayhan. Ancak Turkce yazılabilecek çok fazla boş alan var, birkaç sene içinde çok değerlenebilir. Firmaların ve insanların bloglara ilgisi artıyor. Türkçe içerik boşluğunu da iyi değerlendirmek gerek. Click oranlarına katılıyorum. Bunun büyük sorumlusunun Google Adwords e reklam veren Türk vatandaşları ya da firmaları olduğunu da iyi değerlendirmek gerek. Rekabet kızıştıkça sektörde, bu oranlar da yükselecektir. Bir süre sonra insanların artık geleneksel mecralarda yayımlanan reklamlara karşı bağışıklık geliştirdiğini görecektir firmalar. O zaman internet reklamları çok daha büyük önem kazanacak. Bu konuda önemli gelişmeler var. Takipteyim ve sizlerle paylaşıcam…Hep 2 sene sonrasını düşünmek ve ona göre şimdiden harekete geçmek lazım…
hep kendi kendime sormuşumdur; digg.com, facebook, orkut ve bunun gibi taze fikirler daima ABD den çıkıyor. Bizden neden çıkmıyor acaba?
Orkut fikrini ortaya atan microsoft’ta çalışan Konyalı bir Türk. Bu fikri Türkiyede geliştirseydi aynı karşılığı alabilirmiydi? Bu fikirlerin Türkiye şartlarında gelişmesi de pek olanaklı değil. Google ‘un çalışma ortamları ve işe bakış açıları değerlendirildiğinde sonuç açıkça ortaya çıkıyor. Bizim firmalar taşerondan başka bişey değil. Dünyanın hamallığını yaparken “altın fikirler” ortaya çıkmaz; inanın çıkmaz.
“Google türkiye” de “en çok aranan 10 kelime” listesine bakın (sahte olana değil), işte Türklerin internetten beklentilerini görürsünüz (en azıdan bir süre için).
İşte bu bakış açıları değişmediği sürece Türkiyedeki internet piyasası batının ve uzak doğunun gölgesinde demiyorum çok gerisinden kalmaya devam edecektir.
Bu konularda çok tecrübeli değilim ama işte içimden bunları yazmak geldi…vs
Teşekkürler Şahin, epey doluymuşsun bu konuda, içini dökme fırsatı olduğuna sevindim. Söylediklerinin büyük kısmına katılıyorum. Ancak böyle devam edeceği konusunda itirazım var. En azından ben böyle devam etmemesi için çarpışıyorum. Mertin Blog Akademisi de bu amacla kuruldu. Kaliteli ve elit internet pazarlamacıları, SEO cular ve blogcular yetiştirmek. Emin ol bazı şeylerin ne kadar hızla değiştiğine sen bile şaşıracaksın. Şu ana kadar bu konularda birşeyler bildiğini iddia edenler, bilmeyenlerin parasını sömürmek için kullanmışlar yarım yamalak bilgilerini. Kral çıplak! diyecek bir sürü insan geliyor piyasaya çok yakında…
Mert abi "Kral Çıplak" diyeceğimiz günler yaklaşıyor. Bunu ciddi manada hissetmeye başladık. Ancak ben insanları bir araya toplayıp komünite oluşturmak konusunda karamsarım biraz. Korkmakta diyebiliriz aslında buna. Üniversitede de birçok konuda arkadaşlara öncülük ediyor ve eksik kaldıkları yerlerde eğitimler veriyorum. Takım ve öncülük ruhu konusunda çekincem yok. Ama blogta 1-2 yıla kadar, Türkçe yazsak dahi, hitap ettiğimiz kitle çok ciddi rakamlara ulaşacak. Bu da beni ister istemez tedirgin ediyor. Sorumluluğu çok fazla. Belki de zamanla, tecrübe kazandıkça hakim olmaya başlayacağım bu duruma. Tedirgin eden belki de bilinmezlik.
Fakat Şahin arkadaş kadar karamsar olmamakla birlikte görüşlerinin çoğuna katılıyorum. Çok dolmuş bu konuda.
En azından çevremde gördüğüm azimli kişilerin de etkisiyle, önümüzdeki 4-5 yıl sürecinde bu zinciri birilerinin kıracağına ve FriendFeed ya da Twitter gibi bir fikir ortaya atacak kişilerin çıkacağına inanıyorum.
nete karşı bakış açısı ve algılar değiştikçe birşeyler olabileceğine ben de inanıyorum. bunların yanında bazı temel özelliklerin de kazanılmış olması gerekli. örneğin: sabır bu işin temeli. 6 ay 3-5 dolara bu işi kaç kişi götürebilir. yazı yazmak için çok okuyor olmak gerekli. bizim toplum ve okumak zıt kavramlar gibi! bazı temel bilgilerin öğrenilmesi için emek, zaman ve para harcanmalı. SEO işin başka bir tarafı.
hiçbirşeye olmaz ya da olamaz demiyorum. yeterki gerekli çaba sarfedilsin.
4-5 yıl çok uzun bir süre Lütfi. O zamana kadar olabilecekleri tasavvur dahi edemiyorum. Komunite ya da topluluk yönetimi düşündüğün kadar zor bir iş değil. İnsanlar sorumluluk alan kahramanların peşinden gitmeyi seviyorlar. Sen de zamanla içindeki kahramanı çıkartacaksın ortaya. Ya da onu pıstırıp sıradan bir adam olacaksın, sürünün arasında kaynayıp gideceksin. Ben çıkardım içimdeki kahramanı ortaya, cin çıktı bir kere şişeden, beni tutabilene aşk olsun artık…
[...] temasa geçerek bloğunuzun etrafında bir komünite oluşmasını sağlayabilirsiniz. Daha önce Bir Bloğu İyi Yapan Nedir? yazımda da belirttiğim gibi, iyi bir blog benzer düşünceli insanları belirli bir amaç [...]
[...] Erkal blogunda şu yazısında “blogu iyi yapan nedir?” sorusuna İyi bir blog benzer düşünceli [...]
[...] unutmadan; Mert Erkal, “İyi bir blog benzer düşünceli insanları belirli bir amaç doğrultusunda bir araya [...]