Profesyonel Blogcu Arşivi

Stradiji Dijital Pazarlama Stratejileri

// Şubat 8th, 2010 // 5 Comments » // Profesyonel Blogcu

Stradiji mi? Bu da nereden çıktı diyorsunuz, değil mi? Hatta içinizde “koskoca profesyonel blogcu Strateji yazmasını becerememiş” diyenleriniz dahi vardır, eminim. Hemen açıklayayım.

Vallahi her şey çok çabuk gelişti. Stradiji Taci ile sabahlara değin süren beyin fırtınalarımızın eseri, benim yeni firmamın adı, sosyal medya ve dijital pazarlama stratejileri geliştirme ve uygulama üssü, “Mert’in Blog Akademisi” ‘nin “Stradiji Akademi” şeklinde evrilmesini sağlayan gelişme, gelecekteki pek çok projemizin müjdecisi, son 2 hafta uykusuz gecelerimizin sorumlusu.

Taci Stradiji blogunda (evet, Stradiji’nin nur topu gibi bir de blogu var!) Stradiji’yi kurma sebeplerimizi çok güzel ifade etmiş ve bana söyleyecek söz bırakmamış: Stradiji’den Herkese Merhaba!

Mert’in Blog Akademisi yeni dönemi merakla bekleyenleri de daha fazla merakta bırakmayalım. Hazırlıklarımız son aşamaya geldi. Yukarıda da belirttiğim gibi Mert’in Blog Akademisi oldu “Stradiji Akademi”. Muhtemelen yarın Stradiji Akademi hakkında daha kapsamlı bir duyuru geçicez. Gösterdiğiniz sabır için şimdiden çok teşekkür ederiz.

Bu arada 2 haftalık beyin fırtınalarımızın meyvelerine göz atmak isterseniz diye adreslerini de paylaşayım:

Bu zorlu süreçte bizlere pozitif düşünceleriyle katkıda bulunan tüm dostlara teşekkür ederiz. Amacımız sanal alemde hoş bir seda bırakmak değil, bilakis Türk internet sektöründe iz bırakmak. Bunun için de gece gündüz demeden vargücümüzle çalışıyoruz. Bu çalışmaların somut meyvelerini ve projelerimizi birer birer devreye alacağız. Sürpriz mahiyetini bozmamak adına ne oldukları konusunda ser verip sır vermeyeceğiz. Sosyal medya ve internet pazarlaması ile ilgilenen bireysel ve kurumsal firmaların işine yarayacak araçlar tasarladığımızı söylemekle yetineyim, gizemi bozmayayım :)

  • Share/Bookmark

2010 Öngörülerim

// Aralık 20th, 2009 // 8 Comments » // Profesyonel Blogcu

2010 Öngörüleri

Yine uzun bir ara vermişim. Bloguma yazmayalı neredeyse 1,5 ay olmuş. Yaşanan bu boşluklar için blogumun düzenli okuyucularından özür dilerim. Bahaneler üretmeyi seven biri değilim, ancak gerçekten çok yoğun bir temponun içinde buldum kendimi.

Geçtiğimiz 1,5 aylık döneme o kadar çok şey sığdırmışım ki, tek bir blog yazısı ile hepsini yazmaya kalksam herhalde bütün günümü bilgisayar başında geçirmem gerekirdi. Bir yandan arama motoru optimizasyonu konusunda danışmanlık hizmeti verdiğin firma sayısını arttır, öte yandan sessiz sedasız müşterilerin için sosyal medya kampanyaları yürüt,  sayıları artık yirmiye yaklaşan İngilizce blogları idare et, yurtdışındaki bazı internet firmalarının Türkiye distribütörlüğü için görüşmelere devam et, bir yandan da Mert’in Blog Akademisi 2010 yılı eğitim programını hazırla, üstelik bütün bunları tek başına yap…

Bu yaptıklarımı bir iş olarak görüyor olsaydım sanırım kimse bana zorla bu kadar çok şeyi aynı anda yaptıramazdı. Ancak ben bütün bu yaptıklarımı kişisel gelişim aracı olarak görüyor ve her anından çok büyük keyif alıyorum. Umarım 2010 yılında siz de kendinizi geliştirirken aynı zamanda keyif alabileceğiniz işlerle uğraşırsınız.

2010 demişken bu aralar pek bir moda oldu, herkes 2010 öngörülerini yazıyor. Ben de kendi perspektifimden 2010 öngörülerimi paylaşmak istedim. Bir sene sonra dönüp bakarız, ne kadarı tutmuş, ne kadarı atmasyonmuş…

  • 2010 yılında ülkemizde blog yazarak para kazananların sayısı hızla artacak. Bu çorbada benim de bir miktar tuzum bulunacak elbette.
  • Okuyanlara internet üzerinden para kazandıracağı iddiasıyla sunulan ve mutluluğun sırrı veriliyormuşçasına pazarlanan, ancak ne hikmetse yazarından başkasına para kazandırmayan internet kitapları cazibesini yitirecek. İnsanlar keriz yerine konduklarını anlayarak daha sağlam ve doğru bilgi kaynakları arayışına çıkacaklar. (Müebbet kerizler hariç!)
  • Google Caffeine ile birlikte Google arama sonuçları stabil olmaktan çıkacak. Bu da arama motoru optimizasyonu konusunda şirketlerin daha fazla danışmanlık talep etmesine, hatta ve hatta, bünyelerinde bu işlerden sorumlu birimler kurmalarına yol açacak. Bu gelişmeden işini düzgün ve profesyonelce yapan SEO uzmanları kârlı çıkacak.
  • Türk firmaları şuan el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalıştıkları Sosyal Medya’yı daha iyi anlamaya başlayacaklar. Özellikle kriz dolayısıyla reklam bütçelerinin kısıldığı şu dönemde yaratıcı Sosyal Medya kampanyaları onlara ilaç gibi gelecek. Tabi işi düzgün reçeteyi yazan Sosyal Medya uzmanlarına kapacak. Bu süreçte sahte doktorlar ortalıkta cirit atacak.
  • Yine bu süreçte sahnede daha fazla kurumsal blog görmeye başlayacağız. Bu da kurumsal blog yazımı konusunda bir ihtiyaç doğuracak. Firmalar bu konuda yetersiz kaldıklarını hissettikleri anda, bu işi yapacak firma arayışına girecekler. Buyrun, beni mi aradınız? Evet, bu konuda da gerekli hazırlığı yapıyoruz şimdiden efendim…
  • Google Türkiye arama sonuçlarında daha titiz davranmak durumunda kalacak. Türk firmalarını ve internet kullanıcılarını Adwords kuponu gazlayarak Adwords bağımlısı haline getirebileceği, kimsenin bir halttan haberi olmadığını sandığı bir pazar olarak görmekten vazgeçecek.  Şu ana kadar kimsenin canını yakmamak için paylaşmadığım ve Google gibi bir deve yakıştıramadığım Google.com.tr arama sonuçları ile ilgili şüpheli durumları yakaladığım anda somut delilleriyle birlikte 2010 yılında sizlerle paylaşacağım.
  • 3G kullanıcı sayısının artmasıyla birlikte firmalar internet sitelerinin mobil versiyonlarını hazırlamak zorunda kalacaklar. Bu da bu mobil web tasarım hizmeti verenlere gün doğuracak.
  • Mobil cihazlardan yapılan aramalar daha fazla önem kazanacak. “Mobil arama” kavramı gündelik hayatımıza girecek. Google mobil arama konusunda hayatımızı kolaylaştıracak uygulamalar geliştirecek.
  • Mert’in Blog Akademisi 2010 yılında daha fazla ses getirecek. Sadece blog yazarlığı değil, aynı zamanda farklı seviyelerde arama motoru optimizasyonu dersleri de vermeye başlayacağız. Bu konuda şuan yaşanan bilgi kirliliğinin en azından bir kısmı bu sayede ortadan kalkmış olacak…
  • İstanbul’un Avrupa Kültür başkenti olması biz İstanbulluların hayatında somut bir değişiklik yaratmayacak. Hayatında müze gezememiş, parasızlıktan tiyatro seyredememiş, İstanbul’da yaşamasına rağmen denizi dahi görememiş kitlenin sayısı azalmayacak, bilakis artacak.
  • Türkiye evsahipliğini yaptığı 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda finalde ABD’ye kaybedecek. Türk milli takımının yıldızı Ersan İlyasova olacak.
  • Krizin etkilerinin daha da ağırlaşması nedeniyle önümüzdeki yıl sonbaharda bir erken genel seçim olacak.

Bunlar benim 2010 yılı öngörülerim. Sizin öngörülerinizi alabilir miyim?

  • Share/Bookmark

Blog Yazarları İçin Twitter Yol Haritası

// Kasım 10th, 2009 // 3 Comments » // Profesyonel Blogcu

Twitter İpuçları

2009 yılı ülkemizde ve dünyada Twitter kullanımının tavan yaptığı yıl olarak tarih sahnesinde yerini alacak gibi görünüyor. Her yenilikte olduğu gibi Twitter’ın da ülkemizde moda olması için icadından itibaren 2-3 sene geçmesi gerekti. Buna da şükürler olsun. Biz blog yazarları açısından Twitter’ın faydaları saymakla bitmez. Twitter’ı etkin bir şekilde kullanarak hem benzer görüşlü insanlarla iletişime geçebilir, hem de etki alanınızı genişletebilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın; günün 24 saati her yaptığınız şeyi Twitter vasıtasıyla tüm dünyaya anons etmekten bahsetmiyorum. Az olsun, ama öz olsun. Bugün sizlere kendi deneyimlerimden yola çıkarak hazırladığım Blog Yazarları İçin Twitter Yol Haritası‘ndan bahsetmek istiyorum.

  1. E-posta imzalarınızda muhakkak Twitter adresiniz de yer alsın. Hatta “beni Twitter’da takip edin” şeklinde bir ibare yer alırsa çok daha iyi olur.
  2. Gerçekten size ve blogunuza değer katacak insanları takip ettiğinizden emin olun.  Bunun için Twitter Search aracını kullanabilirsiniz. Tek yapmanız gereken anahtar kelimeleriniz ile arama yapmak ve çıkan sonuçlardan yola çıkarak takip edeceğiniz kullanıcılara karar vermek.
  3. Twitter Search kesmedi mi? Twitterfall verelim?
  4. Twitter güncellemelerinizde ürün satmaya çalışarak ya da sürekli kendi blogunuzdan bahsederek insanları baymayın. Satışı herhangi bir şey satmaya çalışmayarak,  orijinal ve yaratıcı Twitter güncellemeleriniz ile yaratmış olduğunuz profil ile doğal bir şekilde zaten yapacaksınız. Bırakın insanlar neyi kimden satın alacaklarına ve neyi nerede okuyacaklarına kendileri karar versinler. Bu dediklerim profilinizde sitenizin adresini ve sloganınızı düzgün bir şekilde yerleştirdiğiniz durumlar için geçerlidir. Bunları belirtmezseniz blogunuzu nasıl ziyaret edebilirler?
  5. Twitter’ı minyatür bir blog olarak hayal edin ve onu en az blogunuz kadar ciddiye alın. Arada bir geyik paylaşımlar yapsanız da (aksi durumlarda çok sıkıcı bir profil yaratmak da mümkün!) günün belli zaman dilimlerinde ciddi takılmasını bilin. Blog yazdığınız konu ile ilgili enteresan ve düzenli paylaşımlarda bulunun. Bir süre sonra takipçi sayınızın hızla arttığını ve Twitter paylaşımlarınıza daha sık cevap aldığınızı göreceksiniz.
  6. Twitter güncellemelerinizi henüz yazmadığınız blog yazılarını önceden pazarlama aracı olarak da kullanabilirsiniz. Bunu yapmak son derece kolay. Blog yazınız ile ilgili bir ön araştırma yapmak için Twitter’ı kullanabilirsiniz. Nasıl mı? Elbetter Twitter takipçilerinize sorular yönelterek. Twitter vasıtasıyla sorunları tesbit edin, onlara yönelik çözümler üretin ve blogunuzda paylaşın. Bu kadar basit!
  7. Her bir Twitter güncellemenizin olabildiğince orijinal olmasına çalışın. Minyatür bir blog örneğinden yola çıkarak, her bir Twitter güncellemenizin bir blog yazı başlığı olduğunu hayal edin. Bir süre sonra kaydettiğiniz gelişmeyi görünce çok şaşıracaksınız.
  8. Twitter’da kendi özgün sesinizi bulmaya çalışın. Doğallık ve orijinallik bu işin püf noktası.
  9. Yaratıcı ve espirili paylaşımlarda bulunup insanların ilgisini çekmeye çalışın.
  10. İnsanlar aşırı bilgi bombardımanı altındalar ve neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda çelişkiler yaşıyorlar. Blogunuzla ve Twitter güncellemelerinizle onların doğru bilgiye ulaşmalarını sağlayın.
  • Share/Bookmark

Blog Yazmak Hakkında Öğrendiğim 5 Ders

// Ağustos 24th, 2009 // 4 Comments » // Profesyonel Blogcu

Profesyonel Blogculuk” (Problogger) terimini ilk olarak 2006 yılında internette sörf yaparken keşfettim. Çalıştığım işyerinde çok sıkılmıştım ve severek yapabileceğim alternatif işler arıyordum. Kendimi bir şekilde Darren Rowse’un Problogger.net isimli bloğunda buldum. Başta blog yazarak para kazanılabileceğine inanmasam da, inatla okumaya devam ettim. Zamanla okuduklarım aklıma yatmaya başladı ve sadece birkaç hafta sonra ilk bloğumu yazmaya başladım. Okumayı ve yazmayı çocukluğumdan beri çok sevdiğim için, blog yazarak hayatını kazanmak düşüncesi çok hoşuma gitti.

O zamandan bu zamana pek çok blog yazdım. Hobi olarak blog yazarken, yarı zamanlı profesyonel blogculuğa, oradan da tam zamanlı profesyonel blogculuğa terfi ettim. Yolculuk boyunca pek çok zorlukla mücadele ettim. İyi zamanlarım da oldu, kötü zamanlarım da. Dördüncü senemin sonunda keşke bana birileri şunları blog yazmaya henüz yeni başlamışken söylemiş olsaydı dediğim şeylerin bir listesini çıkardım. Bloglar hakkında öğrendiğim 5 dersi sizlerle paylaşmak istedim:

1. Çok çalışmak (hatta daha da fazla çalışmak!):

Profesyonel olarak blog yazarak hayatınızı kazanmak istiyorsanız, öncelikle çok çalışmayı göze almanız gerekiyor. Blog yazmayı tam zamanlı iş haline dönüştürmeden önceki 2 sene boyunca tam zamanlı işimden arta kalan zamanlarımda blog yazıyordum. 9 saatlik mesai, 2-2,5 saatlik boğaz köprüsü işkencesi ve hemen her akşam blog yazmak durumunda olan bendeniz. Eğer benimki kadar yüksek bir motivasyona sahip değilseniz (monoton işimden ayrılmak ve sevdiğim bir işi yapmak!) profesyonel blogculukta başarı şansınız çok düşük. Bu yolculukta sizi yarı yolda bırakmayacak sağlam bir motivasyon bulmanız şart.

2. Keşfedilmemiş Niche Bir Konuya Odaklanın:

Konudan konuya atlamak yerine, daha önce kimsenin yazmadığı bir konu tesbit edip o konuda bir blog yazın. Bu şekilde o konuya meraklı insanların buluşma adresi olabilirsiniz. Bilgi çağındayız, ancak bu aynı zamanda bilgi kirliliği anlamına geliyor. İnsanlar onlar için bilgiyi süzen, bir tür filtre görevi gören blogcuları takip etmeye daha çok meyilliler.

3. İyi İlişkiler Geliştirin:

Blog yazma maceram boyunca pek çok değişik ülkeden blogcu ile iyi dostluklar geliştirdim. Bu şekilde sadece blog yazma becerimi geliştirmekle kalmadım, aynı zamanda onlardan farklı fikirler ve geribildirimler aldım. Onlardan çok şey öğrendim, onlar da benden öğrendiler. Bu dostluk ağı tam zamanlı bir profesyonel blogcu olduğum zaman daha önce öngöremeyeceğim kadar farklı pek çok şekilde işime yaradı. Siz de diğer blogcularla güzel dostluklar geliştirmek için kendinize muhakkak zaman ayırın.

4. Hata Yapmaktan Çekinmeyin:

İnsan psikolojisi bu; hata yapmayı kimse sevmez. Ancak hatalardan çok şey öğrenebiliriz. Blog yazma maceram boyunca pek çok kritik hata yaptım. Zamanla yaptığım hataları kendimi geliştirmek için bir fırsat olarak görmeye başladım. Siz de hata yapmaktan korkmayın. Hataları kendinizi geliştirmek için bir fırsat olarak görün. Faydasını göreceksiniz.

5. Hakkınızda Ne Düşünürlerse Düşünsünler Kendiniz Olun:

Blog yazma yolculuğunuz boyunca popüler blogcuları taklit etmektense kendi sesinizi keşfetmeye çalışın. Kendi sesinizi keşfettiğinizde okuyucularınız ile çok daha iyi bir iletişim sağlayabilirsiniz. Bu monoton olmanız anlamına gelmiyor. Kendi stilinizi yansıtarak sürprizlere açık ve yaratıcı bir blog yazarı olabilirsiniz. Bu şekilde devam ederseniz, ödülünü er ya da geç alırsınız…

  • Share/Bookmark

Buram Buram Reklam Kokan Bloglar

// Ağustos 20th, 2009 // 6 Comments » // Profesyonel Blogcu

(Umumi ihtiyaç üzerine yazılmıştır)

Hangimiz pek çok reklam arasından içeriğini seçemediğimiz bir bloğa girince rahatsız olmuyoruz ki? Ben şahsen böyle bloglarda bir kaç saniyeden daha fazla vakit geçirmemeye özen gösteriyorum.

Bloğunuzdan para kazanmak için  dört bir yanına reklam koymanıza gerek yok. Elbette reklam alacaksınız, ama işi tadında bırakacaksınız. Daha az reklam alarak, daha fazla para kazanabilirsiniz.Yapacağınız reklamlar, ürün satışları vs. içeriğin içine öyle bir ustalıkla serpiştirilmiş olmalı ki, okuyucularınız hem  hoş bir okuma keyfi yaşasınlar, hem de sitenizde bolca vakit geçirerek linklerinize ya da reklamlarınıza tıklasınlar.

Her yazınızda bir ürün satışı yapmak, bloğun her bir tarafına Google Adsense reklamları yerleştirmek bir süre sonra sizin Eminönü’nde turistlerin önünü kesen esnaf gibi algılanmanıza yol açabilir.

Farkında mısınız bilmiyorum, ama bloğunuz ile kendi markanızı da oluşturuyorsunuz. Reklamdan göz gözü görmeyen bir blog ile kaliteli bir marka oluşturmanız oldukça zor…

  • Share/Bookmark