Yazılarım

2010 Öngörülerim

// Aralık 20, 2009 // 8 Yorum var » // Profesyonel Blogcu

2010 Öngörüleri

Yine uzun bir ara vermişim. Bloguma yazmayalı neredeyse 1,5 ay olmuş. Yaşanan bu boşluklar için blogumun düzenli okuyucularından özür dilerim. Bahaneler üretmeyi seven biri değilim, ancak gerçekten çok yoğun bir temponun içinde buldum kendimi.

Geçtiğimiz 1,5 aylık döneme o kadar çok şey sığdırmışım ki, tek bir blog yazısı ile hepsini yazmaya kalksam herhalde bütün günümü bilgisayar başında geçirmem gerekirdi. Bir yandan arama motoru optimizasyonu konusunda danışmanlık hizmeti verdiğin firma sayısını arttır, öte yandan sessiz sedasız müşterilerin için sosyal medya kampanyaları yürüt,  sayıları artık yirmiye yaklaşan İngilizce blogları idare et, yurtdışındaki bazı internet firmalarının Türkiye distribütörlüğü için görüşmelere devam et, bir yandan da Mert’in Blog Akademisi 2010 yılı eğitim programını hazırla, üstelik bütün bunları tek başına yap…

Bu yaptıklarımı bir iş olarak görüyor olsaydım sanırım kimse bana zorla bu kadar çok şeyi aynı anda yaptıramazdı. Ancak ben bütün bu yaptıklarımı kişisel gelişim aracı olarak görüyor ve her anından çok büyük keyif alıyorum. Umarım 2010 yılında siz de kendinizi geliştirirken aynı zamanda keyif alabileceğiniz işlerle uğraşırsınız.

2010 demişken bu aralar pek bir moda oldu, herkes 2010 öngörülerini yazıyor. Ben de kendi perspektifimden 2010 öngörülerimi paylaşmak istedim. Bir sene sonra dönüp bakarız, ne kadarı tutmuş, ne kadarı atmasyonmuş…

  • 2010 yılında ülkemizde blog yazarak para kazananların sayısı hızla artacak. Bu çorbada benim de bir miktar tuzum bulunacak elbette.
  • Okuyanlara internet üzerinden para kazandıracağı iddiasıyla sunulan ve mutluluğun sırrı veriliyormuşçasına pazarlanan, ancak ne hikmetse yazarından başkasına para kazandırmayan internet kitapları cazibesini yitirecek. İnsanlar keriz yerine konduklarını anlayarak daha sağlam ve doğru bilgi kaynakları arayışına çıkacaklar. (Müebbet kerizler hariç!)
  • Google Caffeine ile birlikte Google arama sonuçları stabil olmaktan çıkacak. Bu da arama motoru optimizasyonu konusunda şirketlerin daha fazla danışmanlık talep etmesine, hatta ve hatta, bünyelerinde bu işlerden sorumlu birimler kurmalarına yol açacak. Bu gelişmeden işini düzgün ve profesyonelce yapan SEO uzmanları kârlı çıkacak.
  • Türk firmaları şuan el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalıştıkları Sosyal Medya’yı daha iyi anlamaya başlayacaklar. Özellikle kriz dolayısıyla reklam bütçelerinin kısıldığı şu dönemde yaratıcı Sosyal Medya kampanyaları onlara ilaç gibi gelecek. Tabi işi düzgün reçeteyi yazan Sosyal Medya uzmanlarına kapacak. Bu süreçte sahte doktorlar ortalıkta cirit atacak.
  • Yine bu süreçte sahnede daha fazla kurumsal blog görmeye başlayacağız. Bu da kurumsal blog yazımı konusunda bir ihtiyaç doğuracak. Firmalar bu konuda yetersiz kaldıklarını hissettikleri anda, bu işi yapacak firma arayışına girecekler. Buyrun, beni mi aradınız? Evet, bu konuda da gerekli hazırlığı yapıyoruz şimdiden efendim…
  • Google Türkiye arama sonuçlarında daha titiz davranmak durumunda kalacak. Türk firmalarını ve internet kullanıcılarını Adwords kuponu gazlayarak Adwords bağımlısı haline getirebileceği, kimsenin bir halttan haberi olmadığını sandığı bir pazar olarak görmekten vazgeçecek.  Şu ana kadar kimsenin canını yakmamak için paylaşmadığım ve Google gibi bir deve yakıştıramadığım Google.com.tr arama sonuçları ile ilgili şüpheli durumları yakaladığım anda somut delilleriyle birlikte 2010 yılında sizlerle paylaşacağım.
  • 3G kullanıcı sayısının artmasıyla birlikte firmalar internet sitelerinin mobil versiyonlarını hazırlamak zorunda kalacaklar. Bu da bu mobil web tasarım hizmeti verenlere gün doğuracak.
  • Mobil cihazlardan yapılan aramalar daha fazla önem kazanacak. “Mobil arama” kavramı gündelik hayatımıza girecek. Google mobil arama konusunda hayatımızı kolaylaştıracak uygulamalar geliştirecek.
  • Mert’in Blog Akademisi 2010 yılında daha fazla ses getirecek. Sadece blog yazarlığı değil, aynı zamanda farklı seviyelerde arama motoru optimizasyonu dersleri de vermeye başlayacağız. Bu konuda şuan yaşanan bilgi kirliliğinin en azından bir kısmı bu sayede ortadan kalkmış olacak…
  • İstanbul’un Avrupa Kültür başkenti olması biz İstanbulluların hayatında somut bir değişiklik yaratmayacak. Hayatında müze gezememiş, parasızlıktan tiyatro seyredememiş, İstanbul’da yaşamasına rağmen denizi dahi görememiş kitlenin sayısı azalmayacak, bilakis artacak.
  • Türkiye evsahipliğini yaptığı 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda finalde ABD’ye kaybedecek. Türk milli takımının yıldızı Ersan İlyasova olacak.
  • Krizin etkilerinin daha da ağırlaşması nedeniyle önümüzdeki yıl sonbaharda bir erken genel seçim olacak.

Bunlar benim 2010 yılı öngörülerim. Sizin öngörülerinizi alabilir miyim?

  • Share/Bookmark

Blog Yazarları İçin Twitter Yol Haritası

// Kasım 10, 2009 // 3 Yorum var » // Profesyonel Blogcu

Twitter İpuçları

2009 yılı ülkemizde ve dünyada Twitter kullanımının tavan yaptığı yıl olarak tarih sahnesinde yerini alacak gibi görünüyor. Her yenilikte olduğu gibi Twitter’ın da ülkemizde moda olması için icadından itibaren 2-3 sene geçmesi gerekti. Buna da şükürler olsun. Biz blog yazarları açısından Twitter’ın faydaları saymakla bitmez. Twitter’ı etkin bir şekilde kullanarak hem benzer görüşlü insanlarla iletişime geçebilir, hem de etki alanınızı genişletebilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın; günün 24 saati her yaptığınız şeyi Twitter vasıtasıyla tüm dünyaya anons etmekten bahsetmiyorum. Az olsun, ama öz olsun. Bugün sizlere kendi deneyimlerimden yola çıkarak hazırladığım Blog Yazarları İçin Twitter Yol Haritası‘ndan bahsetmek istiyorum.

  1. E-posta imzalarınızda muhakkak Twitter adresiniz de yer alsın. Hatta “beni Twitter’da takip edin” şeklinde bir ibare yer alırsa çok daha iyi olur.
  2. Gerçekten size ve blogunuza değer katacak insanları takip ettiğinizden emin olun.  Bunun için Twitter Search aracını kullanabilirsiniz. Tek yapmanız gereken anahtar kelimeleriniz ile arama yapmak ve çıkan sonuçlardan yola çıkarak takip edeceğiniz kullanıcılara karar vermek.
  3. Twitter Search kesmedi mi? Twitterfall verelim?
  4. Twitter güncellemelerinizde ürün satmaya çalışarak ya da sürekli kendi blogunuzdan bahsederek insanları baymayın. Satışı herhangi bir şey satmaya çalışmayarak,  orijinal ve yaratıcı Twitter güncellemeleriniz ile yaratmış olduğunuz profil ile doğal bir şekilde zaten yapacaksınız. Bırakın insanlar neyi kimden satın alacaklarına ve neyi nerede okuyacaklarına kendileri karar versinler. Bu dediklerim profilinizde sitenizin adresini ve sloganınızı düzgün bir şekilde yerleştirdiğiniz durumlar için geçerlidir. Bunları belirtmezseniz blogunuzu nasıl ziyaret edebilirler?
  5. Twitter’ı minyatür bir blog olarak hayal edin ve onu en az blogunuz kadar ciddiye alın. Arada bir geyik paylaşımlar yapsanız da (aksi durumlarda çok sıkıcı bir profil yaratmak da mümkün!) günün belli zaman dilimlerinde ciddi takılmasını bilin. Blog yazdığınız konu ile ilgili enteresan ve düzenli paylaşımlarda bulunun. Bir süre sonra takipçi sayınızın hızla arttığını ve Twitter paylaşımlarınıza daha sık cevap aldığınızı göreceksiniz.
  6. Twitter güncellemelerinizi henüz yazmadığınız blog yazılarını önceden pazarlama aracı olarak da kullanabilirsiniz. Bunu yapmak son derece kolay. Blog yazınız ile ilgili bir ön araştırma yapmak için Twitter’ı kullanabilirsiniz. Nasıl mı? Elbetter Twitter takipçilerinize sorular yönelterek. Twitter vasıtasıyla sorunları tesbit edin, onlara yönelik çözümler üretin ve blogunuzda paylaşın. Bu kadar basit!
  7. Her bir Twitter güncellemenizin olabildiğince orijinal olmasına çalışın. Minyatür bir blog örneğinden yola çıkarak, her bir Twitter güncellemenizin bir blog yazı başlığı olduğunu hayal edin. Bir süre sonra kaydettiğiniz gelişmeyi görünce çok şaşıracaksınız.
  8. Twitter’da kendi özgün sesinizi bulmaya çalışın. Doğallık ve orijinallik bu işin püf noktası.
  9. Yaratıcı ve espirili paylaşımlarda bulunup insanların ilgisini çekmeye çalışın.
  10. İnsanlar aşırı bilgi bombardımanı altındalar ve neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda çelişkiler yaşıyorlar. Blogunuzla ve Twitter güncellemelerinizle onların doğru bilgiye ulaşmalarını sağlayın.
  • Share/Bookmark

Google ‘Caffeine’’in Yararları

// Ekim 28, 2009 // 7 Yorum var » // Arama Motoru Optimizasyonu

Businessman with coffee IV

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Hakkımda çıkan “ortadan kayboldu” söylentilerine daha fazla kayıtsız kalamadım. Bu uzun ayrılık boyunca neler mi yaptım? O kadar çok şey yaptım ki; bir yandan Mert’in Blog Akademisi dersleri, diğer yandan 2010 Ocak ayı için yeni dönem ve yeni eğitim paketleri hazırlığı, SEO danışmanlığı, kurumsal blog ve sosyal medya danışmanlığı, ve daha bir sürü şey. Uzun süredir okumadığım kadar çok kitap okudum. Birisi bana “hayatında öyle yoğun bir dönem olacak ki, en sevdiğin şeyi, blog yazmayı dahi uzun süre ihmal edeceksin” deseydi herhalde güler geçerdim. Bu hasrete bir son vermek gerekiyordu. Nihayet huzurlarınızdayım.

Bu aralar bütün ilgim arama motoru savaşlarına yoğunlaşmış durumda. Bing’in kısa süre içinde Google’dan pazar payı kapmasına “rest” diyen Google’un hayata geçirmek üzere olduğu “Google Caffeine” ve bu yeni algoritma değişikliğinin olası etkileri uykularımı kaçıracak denli hayatımı işgal etmiş durumda. Uykumu kaçırmasının nedeni bu yeni algoritma değişikliğinden negatif etkileneceğime dair bir kaygı taşıyor oluşum değil. Amerikalı arama motoru uzmanlarının ve internet pazarlamacılarının Google Caffeine ile ilgili öngörülerini anlattıkları webinarlara katılmaktan bitap düşmüş vaziyetteyim. Aradaki saat farkından dolayı çoğu webinar gece 1-2 gibi başlayıp 4′te sonlanıyor.

Google “Caffeine” versiyonu ile arama motoru yarışındaki lider konumunu daha da perçinlemek istiyor. Biz blog yazarları açısından bu değişikliğin en büyük yararı nedir derseniz, hiç şüphesiz arama sonuç sıralamalarında sosyal medya kullanım etkisinin daha da artmış olmasıdır derim. Dolayısıyla bir blog yazıyorsanız, bunu sosyal medyada hedef kitlenize ulaştırıyorsanız doğru yoldasınız.

Caffeine’in diğer bir faydası da gün ve saat içinde dahi değişkenlik gösterebilen sıralama sonuçları sunuyor olacak olması. Nedir hocam, biraz daha açar mısın derseniz, açayım. “Belli bir kelimede Google’da birinci sıradayım, oraya çöreklendim, topunuz gelseniz beni yerimden edemezsiniz” şeklinde bir yaklaşım bu yeni versiyonla birlikte tarih olacak. Giderek “real time search” (eş zamanlı arama) olayına doğru geçiş yapacağız. Eskiden blog doktorunuz günde bir yazı kâfi diyordu, şimdi bir yazı dahi yetersiz kalabilir. Ne kadar ekmek, o kadar köfte durumu diye özetleyebiliriz.

Küçük balığın büyük balığı yutabileceği, elinde dijital kamerasıyla video paylaşımı yapan 12 yaşında bir bebenin bile sizi ekarte edebileceği enteresan bir döneme giriyoruz. Bu arada en dıştan Bing geliyor. Onu gözardı etmemekte yarar var. Bilhassa Windows 7 ile birlikte Bing kullanıcı sayısının gözle görülür bir şekilde artacağını öngörmek yanlış olmaz.

Caffeine ile ilgili öngörülerimi paylaşmaya devam edeceğim. Bu yeni versiyondaki olası sıralamanızı merak ediyor olacağınızı tahmin ederek 2 link paylaştım.  Bu linkler vasıtasıyla hem Google Caffeine versiyonundaki olası sıralamanızı kontrol edebilir, hem de aynı ekranda belli bir anahtar kelimede Google – Google Caffeine sıralama karşılaştırması yapabilirsiniz.

  • Share/Bookmark

Kurumsal Blogculuk Kavramı Üzerine

// Eylül 29, 2009 // 3 Yorum var » // Kurumsal Blogculuk

İşlerimin tahmin etmediğim şekilde yoğunlaşması nedeniyle profesyonel blogcu bloğuma hiç ummadığım kadar uzun bir ara vermek durumunda kaldım. Ancak yeni oluşan bu duruma adapte olmam ve yeniden organize olmam biraz zaman aldı. Bu boşlukta yan gelip yatmadım, bilakis yeni yolculuklara çıktım. Kurumsal blog danışmanlığı bunlardan sadece bir tanesi.

Ülkemizde henüz tam olarak fark edilmemiş olsa da, bloglar kurumların hedef kitleleriyle iletişim davranışlarını baştan sona değiştiriyor. İnsanların çoğunun büyük şirketlere güvenmedikleri bir dönemden geçiyoruz. Şirketler ruhsuz mezar taşları gibi algılanıyorlar. Küreselleşmenin doğası gereği şirketler söz konusu olduğunda “insanlık” ikinci planda kalmış gibi görünüyor.

Oysa iş dünyası konuşmalara katılmak zorundadır, çünkü konuşmalar sayesinde insanlar üzerinde güven oluşturabilirsiniz. Şirketlerin çoğu bunun önemini iyi bilirler. Kurumsal bir blog, şirketi ve çalışanlarını hedef kitle gözünde “insan”laştırmaktadır.  Bir kişiyle konuştukça onu daha yakından tanırsınız ve kendilerine güvenecek kadar iyi tanıdığınız insanlarla iş yapmaya daha meyillisinizdir.

Geleneksel pazarlama yöntemleri ile bunu sağlamak neredeyse imkansızdır. Gerçek insanlar, reklamlarda gerçek insanları oynayan aktörlerden daha sahicidirler. Herhangi bir şirket kurumsal blogu ile insani yönlerini ön plana çıkararak hedef kitlesiyle sağlam ve güvenilir bir iletişim köprüsü oluşturabilir.

Kriz dönemlerinde “blog” lar en düşük maliyetli iletişim kanallarından biridir. Düşük bir maliyetle sadece biraz zaman ayırarak yüz binlerce insana internet üzerinden ulaşabilirsiniz. “Blog” lar şirketlerin kullandığı diğer bütün iletişim ortamlarından çok daha verimlidirler. Ayrıca blog üzerinden gerçekleştirdiğiniz pazarlama kampanyalarınızın verimliliğini ölçmek diğer tüm mecralardan çok daha kolaydır.

Bütün bunların yanı sıra, düzenli olarak güncellenen kurumsal bir bloga sahip olmanın “Google”‘da üst sıralarda yer almayı garantilemenin yollarından biri olduğu artık anlaşılmış durumda. Statik sitelerin aksine, bloglar düzenli olarak güncellenirler. Dolayısıyla bloglar Google gibi arama motorlarının ilgisini fazlasıyla çekmektedirler. Çoğu zaman kurumsal bir blogun anahtar kelimeleri ile yapılan bir aramada kuruma ait websitesinin üzerinde yer aldığını görürüz. Google’da seçkin bir yere sahip olmanın en kısa ve en kolay yolu kurumsal bir blog açıp sık  sık güncellemekten geçmektedir.

Kurumsal blogculuk Türk şirketleri tarafından yeni yeni keşfedilmeye başlanmış bir kavram olarak görünüyor. Türk şirketlerinin kriz döneminde işler açılır umuduyla klasik reklam mecralarına milyarlarca dolar akıtmasına gönlüm razı gelmediğinden, her ortamda ve fırsatta tanıştığım her şirket yetkilisine kurumsal bir blog açmalarını tavsiye ediyorum. Bu şekilde konunun ateşli bir savunucusu haline geldiğimden, “hadi o zaman sen bize bu konuda danışmanlık yap” diyen firmaların sayısı hızla artmakta. Bu bağlamda ben de konuyu daha profesyonel bir şekilde ele almanın sağlıklı olacağına karar verdim ve ziyaret ettiğim firmalarda kurumsal blogculuk kavramı üzerine sunumlar yapmaya başladım. Örnek bir sunumu burada bulabilirsiniz: Kurumsal Blogculuk

Bu arada Fırat Demirel’e katılıyorum. Bence de  Kurumsal Bloglama Dönemi Başlasın!

  • Share/Bookmark

SEO Uzmanı Olabilmek İçin Bilmeniz Gerekenler

// Eylül 11, 2009 // 4 Yorum var » // Arama Motoru Optimizasyonu

(Okuyucuya not: Bu yazıyı Blog Dergisi 2.sayısı için yazdım. Eğer daha önce okumadıysanız Blog Dergisi‘ne göz atmanızı tavsiye ederim)

Bu yazıda okuyacaklarınız üç yıllık SEO deneyimlerimin kısa bir özetidir. Bu yazı SEO işinin önemini ve ciddiyetini anlatabilmek maksadıyla yazılmıştır.

Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) konusunda uzmanlaşmak  için öncelikle arama motorlarını ve birbirleri arasındaki ilişkileri bilmenizde yarar var. Günümüzde arama motorları internet üzerinden ürün ve hizmetlere ulaşabilmek için en popüler araçlar. SEO yapabilmek içinarama motorlarının çalışma mekaniğini çok iyi öğrenmeniz gerekiyor.

SEO biliyor olmakla müşterilere SEO hizmeti verebiliyor olmak arasında dağlar kadar fark var. Piyasada SEO hizmeti veren ya da verdiğini iddia eden binlerce kişi var. Binlerce kişi arasından sıyrılıp nasıl SEO işi almayı düşünüyorsunuz? Potansiyel müşterilerinizin sizi tercih etmeleri için onları nasıl ikna etmeyi planlıyorsunuz? Verdiğiniz SEO hizmetini rakiplerinizden nasıl daha farklı hale getirebilirsiniz? Daha da önemlisi verdiğiniz SEO hizmeti için nasıl bir fiyatlandırma yapmayı düşünüyorsunuz?

SEO uzmanı olabilmek için kendinize ciddi bir yatırım yapmanız gerekiyor. Teklif yazmak, SEO ile ilgili seminerlere katılmak, sunumlar hazırlamak ve insanlara ulaşabilmek için çok fazla efor sarf etmeniz gerekiyor. Üstelik bunların hiçbirisinin iş olarak size geri dönme garantisi de yok. Olur da işleriniz açılır ve yeni müşteriler almaya başlarsanız kalifiye eleman bulacağınızın garantisi var mı?

SEO uzmanı olarak geçiminizi sağlamak istiyorsanız bunlara benzer pek çok şeyi önceden düşünmeniz ve planlamanız gerekiyor.

Ödeme Modelleri

Herhangi bir müşterinize ciddi miktarda zamanınızı harcayarak SEO yaptınız. Nasıl ve ne şekilde bir ödeme almayı düşünüyorsunuz?

Yurtdışındaki örneklere bakarsak SEO uzmanları saat başına ya da görev başına ücret alıyorlar. Bir takım performans kriterleri (örneğin belli bir kelimede 1.sıraya çıkartmak ya da ziyaretçi trafiğinde %50 artış yaratmak gibi) koyuyorlar ve bu hedeflere ulaşılması durumunda görev tamamlanmış oluyor. SEO uzun vadeli bir strateji gerektiğinden yeri geldiğinde yeni görevler ilave edilerek ya da düzenli SEO raporlaması yaparak SEO hizmeti vermeye devam edebiliyorlar. Bu şekilde çalışmanın avantajı verilen SEO hizmetinin devamlılığı olmasıdır. Ancak bu sistemde zamanla orantılı olarak aldığınız para miktarı düşmektedir Ya fiyatlarınızı arttırmalısınız ya da düzenli olarak yeni müşteri bulmalısınız.

Eğer SEO konusundaki becerilerinize güveniyorsanız ve vereceğiniz SEO desteğiyle bir firmanın satışlarını patlatacağınızı öngörebiliyorsanız, firma ile ortaklığa da gidebilirsiniz. Yurtdışında bunun örneklerine sıkça rastlıyoruz. Bu şekilde çalışan SEO uzmanları uzun vadeli SEO kampanyaları ile firmalara teklifler gönderiyorlar. Firma tarafından kabul görmeleri halinde uzun vadeli bir SEO kampanyası ile firmanın kazançlarından pay alabiliyorlar. Bu SEO uzmanları için bir önceki paragrafta bahsettiğimiz SEO hizmetinden çok daha sağlıklı bir gelir modeli sağlıyor.

Elbette bu modeli hayata geçirebilmek için piyasada tanınmış ve güvenilir bir SEO uzmanı olmanız gerekiyor. Bu aşamada referanslarınızı devreye sokabilirsiniz. Piyasada tanınan, referansları olan ve güvenilir SEO uzmanları bu modelde bir adım öne geçiyorlar.

Bir diğer SEO ödeme modeli de performansa bağlı ödeme modelidir. Bu diğer yöntemlere göre daha riskli bir yöntemdir. Eğer başta konuştuğunuz performans kriterlerine ulaşamazsanız herhangi bir ödeme almanız söz konusu değildir. Bu şekilde çalışan SEO müşterilerİ nadiren cömert bir şekilde para ödeyen müşterilerdir. Eğer başarılı olacağınızdan emin değilseniz, bu yöntemi denemeyi dahi düşünmemelisiniz.

İyi Düşünün

Eğer SEO uzmanı olarak hedeflediğiniz bir kelimeyi üst sıralara çıkarma becerisine sahipseniz, neden bu yeteneğinizi kendi internet projelerinizi geliştirmek ve potansiyel müşterilerinizle rekabet etmek için kullanmayasınız ki? SEO uzmanı olmak yerine bu firmalarla işbirliğine gitmeyi tercih edin. Kazanç potansiyeli oldukça yüksek bir hedef kelimeyi arama motoru sonuçlarında üst sıralarda çıkartmak çok değerli olsa gerek. Potansiyel müşterilerinizin hak ettiğiniz parayı ödeyeceklerini düşünüyor musunuz?

  • Share/Bookmark