Yazımı Satarım, Ama Ruhumu Asla!
Mar 27

Bu aralar “İyi güzel söylüyorsun da, gerçekten para kazanıyor musun? Yoksa bütün bu anlattıkların bir şehir efsanesi mi?” sorusuyla sıkça karşılaştığım için, tarzım olmamasına rağmen yukarıdaki Gmail hesabımdan aldığım görüntüyü bu yazıya “kapak!” yapma ihtiyacı hissettim.
2008 yılında SearchForBlogging bloğumda PSD2HTML firmasının tanıtımını yapmak karşılığında PayPal üzerinden almış olduğum 125$’ın hikayesi bu. İlgili yazıya buradan erişebilirsiniz: http://www.searchforblogging.com/blog/psd-to-html-by-psd2htmlcom.html
Kimilerine halen hikaye gibi gelse de, Türk blogcularının büyük bir kısmı senede Google Adsense ile bu miktarın yanına bile yaklaşamazken, ben 400 kelimelik tek bir yazı yazarak 1 saat gibi bir sürede bunu elde etmişim. Sanırım neden ısrarla İngilizce bir blog yazmanızı tavsiye ettiğimi artık daha iyi anlıyorsunuzdur.
Şu an ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. En azından bir kısmınızın.
Bazılarınız “Bu yaptığın etik mi? Yakışıyor mu senin gibi delikanlı adama? Blogcu adam para için kalemini satar mı hiç?” diyor.
Rahat olun, içinizi dökebilirsiniz. Ben de savunma hakkımı kullanacağım eğer izin verirseniz.
Okuyucularıma olan sorumluluğum gereği her önüne gelen firmaya bu tarz yazılar yazmıyorum. Ürünü kullanıyorum, eğer gerçekten içime sindiyse para karşılığı tanıtım yazısı yazıyorum. Okuyucularımın işine yarayacak bir ürün ya da hizmetse ve talep güvenilir bir firmadan geliyorsa para karşılığı böyle bir hizmet sunuyorum.
Üstelik çoğu zaman sırf okuyucularımın faydasına olacağına inandığım için herhangi bir bedel talep etmeden de tanıtım yazıları yazdığım oluyor.
Bu açıdan bakarsak, bir reklam yazarından ya da ajansından çok daha sorumlu ve dürüst davrandığımı rahatlıkla söyleyebilirim. O açıdan içim son derece rahat.
Hatta o kadar rahatım ki, yeni bir tanıtım yazısı teklifi geldiğinde, teklifi yapanlara dürüst bir yazı olması için ürünün artı ve eksi yönlerini belirtmeleri gerektiğini bile söyleyebiliyorum artık.
Kendimizi kandırmayalım; “reklam kokan hareketlere ve cümlelere” hepimizin karnı tok artık. Hele blog okuyucusunun daha bir tok. O yüzden hem okuyucularımın hem de tanıtım yazısı yazdırmak isteyen firmaların çıkarlarını gözetip kazan – kazan durumu yaratmak adına yapıyorum bunu.
Herşey para demek değildir. Kısa vadede para kazanabilirsiniz, ancak uzun vadede okuyucu ve prestij kaybedersiniz. Günü geldiğinde bloğunuzda bir firma tanıtım yazısı yazmanız talep edildiğinde kulağınıza küpe olması dileğiyle…

İçerik reklamcılığı gerçekten zaman içerisinde Türkiye’de de aşama kaydedecek diye düşünüyorum. Sonuçta durum, blogların yaygınlaşması, kullanıcıların gündelik yaşamlarını internete daha çok taşıması ile ilgili.
Yapılan araştırmalar da bloglarda herhangi bir konu üzerine yapılan yorum ve değerlendirmelerin kullanıcı açısından, alternatiflerine nazaran daha güvenilir olduğunu ortaya koyuyor.
Tabi burada sorumlu ve kendisi de bir tüketici olan blog yazarının, doğruları ifade etmeye çalışması önemli. Gönlümüz işin bu şekilde yürümesi taraftarı olsa da, Türkiye ve Dünya gerçeği üzerinden konunun suistimal edilmesi çok olası.
Ama sizin de belirtiğinizi gibi uzun vadede kazanacak olan güvenilir bloglar olacak.
Çok güzel özetlemişsin Özgür. Bence de zamanla daha iyi olacaktır. Biraz da bizlerin elinde çabuklaşması.
benim sitede 255 tıklama olmuş ve sadece 16.29 dolar vermiş google adsense adaletmi bu şimdi yani tıklama başına 0,06 cent verio bu google da türkiyeye gelince cimrileşiyor yahu onun yüzünden kaliteli siteler ortaya çıkmıyor biraz teşvik olsa eğer ortaya süper siteler çıkarda illaki dil İNGİLİZCE mi olması lasım ^o)
Maalesef şuan için öyle görünüyor. Bu birazda bizim Adwords kampanyalarına katılanların bütçelerini çok düşük tutmalarından kaynaklanıyor. Yani onlar kısınca, sizin geliriniz de haliyle düşüyor. Sadece Google’un suçu değil.
Çok güzel bir yazı olmuş sevgili Mert,İngilizce blog konusunda da haklısın,bende ücretsiz bir hosting hesabı alarak bloglamaya başladım.Seninle ingilizce blog yazmak hakkında iletişime geçmek isterim doğrusu,çünkü biz bu yolda daha yeni sayılırız ve senin gibi tecrübeli arkadaşların yönlendirmesine ihtiyacımız var.Searchforblogging blogunu da özenle takip ediyorum.Tekrar teşekkürler.
Teşekkürler Alper, iletişim formunu henüz bugün yerleştirebildim. Orada Facebook ta dahil olmak üzere diğer sosyal medya sitelerindeki profillerimin linkleri var. Beni arkadaş olarak ekleyebilirsin
Görüşmek üzere
Eyüpcan bahsettiğin 0.06$ tık başı ortalama keşke benim sitelerimde de olsa. Günlük 600-1000 arası tıklama alıyorum. Günlük 40-50$ getirisi olurdu ki bu sadece blog yazarak hayatımı kazanmama yeter
Mert abi yazdıklarına katılıyorum. Güvenilen ürünlerin tanıtım yazısının yayınlanmasında ne sakınca olabilir ki?
Uğur İngilizce yazmayı denedin mi hiç ? Türkçe içerik bu şekilde bir süre daha düşük kazandırmaya devam edecek gibi görünüyor bloglar açısından. İlerleyen yazılarda profesyonel blogculuk alemini daha yakından yaşatıcam sizlere, o zaman Adsense’e burun kıvıracaksınız. Profesyonel blogcularda Adsense görmeniz giderek zorlaşıyor yurtdışında. Bir tür prestij kaybı olarak görülüyor. Büyük resmi görmeli, onu göstermeye gayret edicem yeni yazılarla.
Mert abi yeni yazılarını beklemedeyiz o zaman
İngilizce yazmaya başlamalıyım sanırım. İngilizcem çok iyi değil ama düşündüklerimi anlatabilirim. Serdar Kuzuoğlu ile konuşulmuştu bu konu Televidyon’da. Başlangıç için yemek tarifleri sitemi ingilizceye çevireceğim. Ne zamandır aklımda ama bir türlü başlayamadım :S
Bu arada yemek blogumunun feedburner üye sayısını kampanyalarla 12.000 seviyesine çıkarttım. Türkiye için iyi bir rakam olduğunu düşünüyorum. Sayıyı artırmada kampanyalar çok etkili. Belki arkadaşlara yardımcı olur diye bu notu düşmek istedim.
Bence de çok iyi bir fikir. Sanıyor musun ki tüm İngilizce yazan blogcular son derece hakimler İngilizce ye? Hintlileri falan bir görmelisin. Ekibe bilen bir arkadaşı monte etmek de kısa sürede çözüm sağlayabilir. 12,000 her ülke için iyi bir rakam Uğur hiç merak etme. Tebrikler!
ingilizce yazmak konusunda avantajlara katılıyorum ama trilyonlarca sayfa ingilizce içerikte ilk sayfalara yükselmek zor iş gibi geliyor bana. seo tarafı güçlü olursa ingilizce yazmak tabiki faydalı, sonucta türkiyede ki sınırlı çerçeveden globaldeki milyonlara çeviriyorsun yüzünü elbette kazanc ve popülerlik belirli nispete artacaktır.
KAPTAN bize yol göstersin, bakalım neler olacak..
Mert Erkal zannedersem bir ilk gerçekleştirmiş, televidyonu ben de izledim. Yani ben başka bir kişiye daha rastlamadım türkçe içerikten bu şekilde İngilizce içeriğe geçen ve gayet başarılı olan ve iyi para kazanan…
Türk bloglarının ileride global dünya bloglarını yakalayabileceğini hepimiz öngörebiliyoruz ama bu sihirli değnekle olmayacak. Birileri bu işin kalitesini yükselterek türk bloglarını da o seviyeye taşıyacak. Ve ben yine şunu öngörebiliyorum ki mert erkal global blog sektöründe tecrübe sahibi biri olarak, türk blogunun o seviyeye gelmesinde büyük katkısı olacakt. O ve onun tecrübelerinden faydalanan çekirdek blog yazarı kitlesi…
Tamam İngilizce bloglar yazıp deneyimimizi arttıralım hatta para kazanalım ama bu arada Türkçe bloglarımızı da kapatmayalım tecrübelerimizi ve oradaki kaliteyi ülkemize de getirmeye çalışalım. Zaten bu işe bugünden başlayanlar 2-3 yıl sonra türk blogunun lokomatifi olacaklar bundan emin olabilirsiniz. Ve türk blogları da bu çekirdek kitle sayesinde kalkınacak. Yoksa sihirli değnekle olmayacak bu iş.
Ben Mert Erkala şunu söylemek istiyorum. Bu konuda cömert olmalısın ve bunu türk bloglarını ve türk sanal medya ağına bir hizmet olarak görmelisin. Biz de seni takip edelim ve tüm taktiklerini harfiyen uygulayıp o kaliteyi getirelim türk blog sektörünü.
Biraz uzun oldu ama bugün bütün gün kafamda bunlar vardı…